Kaynaklar doğru kullanılmalı, kamuda verimlilik artırılmalı
Dr: Süreç: Kaynaklar doğru kullanılmalı, kamuda verimlilik artırılmalı
DAÜ Öğretim üyelerinden Ekonomist Dr Yenal Süreç, özellikle inşaat sektöründe yaşanacak canlılığın çok önemli olduğuna işaret ederek, “İnşaat sektörü diğer sektörleri tetikleme kapasitesine sahiptir. Bu yüzden, ilk etapta, inşaat sektöründe yeni yatırımlara girmek yerine, var olan yatırımların bir an önce piyasaya kazandırılması, nakde döndürülmesi önemlidir. Bunun için de tüketicilerin desteklenmesi lazımdır” dedi.
Yenal Süreç, ekonomik kriz konusunda müdahalenin geç yapıldığını belirterek, KKTC’nin dıştan kaynak bulamama gibi bir açmazı olduğuna dikkati çekti.
Süreç, “Dıştan bir kaynak bulunması lazım, ve bu konuda da tek donörümüz Türkiye’dir. O da bizim ortaya koyacağımız performansa bağlı olarak bunu yapma eğilimindedir. O yüzden kamuda biraz daha verimli olunması, daha rasyonel davranılması belki Türkiye’den o kaynağın gelişini kolaylaştırabilir” diye konuştu.
Ülkede ekonomik alanda yaşanan son gelişmelerle ilgili Ekonominin Sesi’nin sorularını yanıtlayan Dr. Yenal Süreç, “kamu dediğimiz, hepimizindir. Sadece orda çalışanların değil. Vatandaş olarak hepimiz kamunun birer vergi mükellefiyiz, destekçisiyiz ayni zamanda orada üretilen hizmetleri kullanan insanlarız. Yani kamu hepimizindir. Kamu çalışanları orada hizmet vermek için bulunan insanlardır. Dolayısıyla, konuya bu bilinçle yaklaşmamız doğru olur. Bir az daha sağ duyulu olunursa, politik yaklaşımlardan çok, sektörün daha rantabıl çalıştırılmasına yönelik istemlerle gündeme gelinilirse, sanırım herkes için daha iyi sonuçlar üretilebilir” ifadelerini kullandı.
Yenal Süreç’e sorulan sorular ve verdiği yanıtlar şöyle:
Soru: Ülkedeki genel ekonomik durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yenal Süreç: Şu an dünyada global ekonomik krizden çıkılıp çıkılmadığı tartışmaları yapılmaktadır. En azından belli bir süre sonra krizden çıkılacağına dair işaretler görülebiliyor. Ancak bizim ülkemiz için böyle bir işareti henüz görmek söz konusu değil. Bunun nedenlerinden birincisi, elimizde yakın zamanlı verilerimiz olmadığı için bunu söyleyemiyoruz. İkincisi, biz ekonomik krize global ekonomik kriz öncesinde girdiğimizden ve koşullarda herhangi bir değişiklik de olmadığındandır. Tabii Kuzey Kıbrıs ekonomisinin durumu biraz da Türkiye’deki ekonomik seyre bağlıdır. Türkiye ekonomisinin de Avrupa Birliği’nin ekonomisine bağlı olduğunu düşünürsek, Türkiye ekonomisinin krizden çıkışı Avrupa Birliği’yle birlikte olacaktır. Dolayısı ile bizim de ekonomik krizden çıkışımız, Türkiye ekonomisinde yaşanacak gelişmelere ve burada atılacak adımlara bağlıdır. Çünkü biz burada krize yönelik çarelerimizi biraz geç üretmeye başladık. Tüm dünya krizle birlikte sahaya indi, bir takım agresif uygulamalarla krize müdahale ettiler ama biz 8-9 ay sonrasında adım atabildik, o da çekingen bir tavırla bir takım uygulamaları gündeme getirerek, dolayısıyla ekonomik krize gerektiği şekilde müdahale yapılmamıştır.
Soru: Hükümet ekonomik krize yönelik olarak bir takım önlemler aldı. Bunlarla ilgili ne düşünüyorsunuz. Bu önlemlerin krizin etkilerini hafifletmeye etkisi oldu mu?
Yenal Süreç: Batıda ekonomik kriz başladığı zaman, kredi piyasalarında bir sıkışma olmuştu. İlk etapda onu canlandırmak için tabiri yerindeyse; “Çarka birazcık grasso” koydular. Piyasaya para sürülmeye çalışıldı. Bizde, o anlamda bir sıkışma yoktu belki ama, piyasada bir nakit sıkışıklığı vardı. Ve halen daha bu nakit sıkışıklığının devam ettiğini görmekteyim. Tabii bu arada bir takım düzenlemeler yapıldı; Merkez Bankası’nın tasarruf meduatı sigorta fonundan dolayı elinde olan kaynakların bir kısmı ile kredi garanti fonu şeklinde kredi piyasalarına yönelik bir takım açılımlar yapıldı. Geçtiğimiz günlerde de “Eximbank”’ın ihracata yönelik bazı açılımlarını gördük; ama örneğin, KOBİ’lere yönelik tasarlanmış özel birşeyler yoktur, veya özellikle bu dönemde tüketimi canlandırmak için, vergi indirimleri, muafiyetleri gibi geçici ayarlamaları yapmak lazımdır. Ama biz krize öyle bir dönemde yakalandık ki, kamu maliyesi yerlerde sürünür durumdadır. Dolayısıyla piyasaları rahatlatacak yönde bu tür bir esnekliği yoktur. Bu nedenle de dıştan bir kaynak bulunması lazım, ve bu konuda da tek donörümüz Türkiye’dir. O da bizim ortaya koyacağımız performansa bağlı olarak bunu yapma eğilimindedir. O yüzden kamuda biraz daha verimli olunması, daha rasyonel davranılması belki Türkiye’den o kaynağın gelişini kolaylaştırabilir.
Soru: Son dönemde açıklanan ihracat ve italat rakamlarında ciddi düşüşler olduğunu gördük. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Yenal Süreç: Biz ciddi olarak, dışa bağımlı bir ekonomiyiz. Tükettiğimizi de, ürettiğimiz ürünün girdisini de, dışardan getiren bir ülkeyiz. Dolayısıyla, ithalat bizim için bir can damarıdır. Ve ekonomideki ilk andaki gerçekleşmeleri de, ithalat rakamları üzerinden görebiliyoruz. Ancak orda basının ön plana çıkardığı bir takım yüzdeliklerdir. O yüzdeliklerin, altını biraz daha iyi okumak gerektiğini düşünüyorum. Doğrudur, ithalat’ta bir düşüş vardır. Ama bu düşüş değer olarak mı miktar olarak mı? önce ona bakmak lazım. Düşüşü inkar edemeyiz, ama çok ciddi bir düşüş de değildir çünkü son dönemde uluslararası emtiya piyasalarında geçen yıla göre ciddi düşüşler olmuştur. Bir yıl öncesine göre fiyatlarda düşüş olması da bu dönemdeki ithalat rakamlarında düşüşü beraberinde getiriyor. Kaldı ki, belli tüketim malı gruplarında, o derecede belli bir düşüş söz konusu değil. Yani örneğin, otomotivde bir takım düzenlemelerden, uygulanan muafiyetlerden dolayı, bir dönem bir canlanmayı da yaşadık. Bu arada, belli bir istikrara oturdu piyasa. Elektronik eşya piyasalarında da belli bir seviye söz konusu ama özellikle inşaat girdisi olan alanlarda, çimentodur, kerestedir gibi ürünlerde belirgin bir düşüşten bahsedebiliriz. Bu da inşaat sektörünün yaşadığı durgunlukla ilgilidir. Nitekim inşaat sektörü hemen hemen durmuş vaziyettedir.
Soru: Peki inşaat sektörü bu durgunluğu nasıl aşabilir?
Yenal Süreç: Özellikle inşaat sektöründe yaşanacak canlılık çok önemlidir çünkü, başka sektörleri tetikleme kapasitesine sahiptir. Bu yüzden, ilk etapta, inşaat sektöründe yeni yatırımlara girmek yerine, var olan yatırımların bir an önce piyasaya kazandırılması, nakite döndürülmesi önemlidir. Bunun içinde tüketicilerin desteklenmesi lazımdır. Örneğin; bankalarımız 3-4 yıldan fazla vadede kredi veremiyorlar. Belki bankalara sağlanacak bir takım imkanlarla daha uzun vadeli kredi imkanları yaratılarak, iç talebi canlandırabiliriz. Bugün, atıl durumda olan bu konutların nakde dönüştürülmesi, ekonomiye kazandırılması, konutları yapan şirketleri de yüzebilir duruma getirecek, rahatlatacaktır. Ancak burda dikkat edilmesi gereken husus, hızlı büyüme döneminde çok maceracı bir şekilde piyasaya giren firmalar olmuştur. Onlar önlerini görmeden bu yatırımları yaptılar, dolayısıyla bu yeniden yapılandırılma sürecinde, bunun iyi ayıklanması gerekmektedir, gerçekten bu işi yapabilecek olan, maceracı bir şekilde bu sektörde devam etmeycek olan kişilerin desteklenmesi, bu anlamdaki yatırımların desteklenmesi iyi sonuç verebilecektir. Aksi takdirde, bir taraftan koyup diğer taraftan kaynağı boşa akıtmış olacağız ki, o zamanda kıt kaynağımız doğru yere ulaşmamış olacaktır. Bu arada inşaat sektörü için yeni dış pazarların yaratılması da gerekmektedir, çünkü inşaat sektörü ağırlıklı olarak İngiltere piayasasına yoğunlaşmıştır. Böyle bir yapı söz konusuydu, ama Orams davası ve diğer bir takım hukuki davalar bizi bu konuda sıkıntıya soktu. Artı, son dönemde, İngiltere’de yaşanan kriz de, o pazarın ciddi ciddi bizden uzaklaşmasına neden oldu. Son zamanlarda, Rusya’dan inşaat sektörümüze ilgi olduğunu görüyoruz. Bunun dışında da, belki alternatif pazarların da, denenmesi, tanıtım yapılması gerekmektedir. Tabii ki, tanıtım yapacak firmların tanıtımlarının bir şekilde desteklenmesi, bunun yanında dışarıya satış yapan firmanın bazı indirimler elde etmesi gibi uygulamalara faydalı olabilecektir. Ancak bu şekilde dış talep canlandırılabilir.
Soru: Hükumet ve sendikalar arasında bir tartışma yaşanıyor. Kamu harcamalarında bir takım sıkıntılar var. Ülkede girdilerin çıktıları karşılamaması gibi bir sorun var. Bunları nasıl yorumluyorsunuz?
Yenal Süreç: Sendikaların genellikle kavga ve talepleri hep ücretler, ödenekler üzerinden gidiyor. Yani özlük hakları dense bile, iş gelip bu noktada tıkanır. Ama bugün için kamuda, başka alanları da sorgulamak gerekiyor. Gerçekten verimli bir kamu hizmeti verebiliyor muyuz? İnsanların çalışma koşulları, çalışma ortamları uygun şekilde midir? Ben bugün ekonominin, bir darboğazdan geçtiğini düşünüyorum. Bu darboğazı hepimiz ortak bir çaba ve akılla aşmak zorundayız. Belli sıkıntıları hepimiz paylaşmaya çalışmalıyız. Kamunun da kendi üzerine düşeni yapması lazımdır. Büyüme döneminde gerçekten kamu ürettiğinden fazla kaynak aktarımı aldı. Şimdi bir küçülme dönemindeyiz. Dolayısıyla, özel sektör de bu anlamda nasibini alıyorsa, kamunun da bundan nasibini alması lazım. Kimsenin ücretinin ya da maaşının, geriletilmesinden bahstemiyorum ama, talep edilen artışların ölçülü olması gerektiğini düşünüyorum. Bu, hem ülkenin içinde bulunduğu durum, hem dünyada yaşanan kriz, bunun böyle olmasını gerektiriyor. Özellikle işe yeni girecek insanlar için bir takım mücadelelerin verilmesini hala daha anlamış değilim çünkü, bir yerden başlamak lazım. Bugüne kadar kendi gücümüzün ötesinde bir takım haklar verilmişse, ve bunları bugün artık olması gereken seviyeye çekmemiz gerekiyorsa, bunu en azından yeni başlayacak insanlar için yapmamız, bir yerden başlamamız lazım. Çünkü kamu dediğimiz, hepimizindir. Sadece orda çalışanların değil. Vatandaş olarak hepimiz kamunun bir vergi mükellefiyiz, destekçisiyiz ayni zamanda, bir şekilde ordaki hizmeti kullanan insanlarız. Kamu dediğimiz, hepimizindir. Sadece orda çalışanların değil. Vatandaş olarak hepimiz kamunun birer vergi mükellefiyiz, destekçisiyiz ayni zamanda orada üretilen hizmetleri kullanan insanlarız. Yani kamu hepimizindir. Kamu çalışanları orada hizmet vermek için bulunan insanlardır. Dolayısıyla, konuya bu bilinçle yaklaşmamız doğru olur. Biraz daha sağ duyulu olunursa, politik yaklaşımlardan çok, sektörün daha rantabıl çalıştırılmasına yönelik istemlerle gündeme gelinilirse, sanırım herkes için daha iyi sonuçlar üretilebilir.
Soru: peki hükümet ekonomiye bir hareket kazandırabilmek için sizce ne yapmalıdır? Hükümetin elindeki enstrumanlarla yapabileceği hiçbirşey yok mu?
Yenal Süreç: Hükümetin yapabileceği çok fazla şeyler olmamakla beraber yapabilecekleri de vardır. Ancak şu ana kadar izlediğimiz performansta nedense hükümet kendi başına buyruk hareketler içerisindedir. Bir kere sizin uygulayacağınız politikaların kabul görebilmesi ve desteklenebilmesi için, zaman içerisinde tutarlılığının olmasi ve bunların paydaşlarıyla önceden paylaşmanız ve desteklerini almanız gerekmektedir. Gördüğümüz kadarıyla, yapılan birçok uygulamada uzlaşma aranmadan ansızın ortaya çıkan birtakım uygulamalarla ilerlenmeye çalışılıyor. Kamunun kaynak anlamında belki bir takım sıkıntıları vardır, bu nedenle ciddi anlamda belli alanlara kaynak aktarılamıyordur ama, kaynak kullanılmadan yapılabilecek düzenlemeler olduğuna da inanıyorum. Örneğin bu kamudaki verimlilik olayı.Verimliliğin artırılması, hizmet kalitelerinin yükseltilmesi konularında birşeyler yapılabilir.Bu türden uygulamalar çok fazla kaynak istemez diye düşünüyorum. Daha ekonomik bir şekilde yapılabilecek, ekonomide birtakım daha farklı sonuçlar yaratabilecek uygulamalar olabilir, örneğin, şirket kurmanın kolaylaştırılması bu dönemde durgun olan piyasanın belki biraz daha canlanmasına yardımcı olabilecektir. Belki hukuki bazı süreçlerin kolaylaştırılması, bürokraside birçok izin isteyen bürokratik işlemlerin azaltılması, basitleştirilmesi yapılabilir. Bugün ithalat yapacak bir firma 8-9 tane izin almak zorundadır. Bunların daha basite indirgenmesi önemlidir. Bunlar belki herhangi bir ücret gerektirmeyen yani maliyet yaratmayan işlemlerdir ama zaman maliyeti işletmeler üzerinde ciddi yük oluşturan uygulamalardır. Bu anlamdaki uygulamalara getirilecek bir takım kolaylıklarla piyasanın çarkının dönmesine yardımcı olunabilir diye düşünüyorum. Bir de hükümet iktidara geldiğinden beridir ortaya bütünlüklü bir ekonomik vizyon koyamadı. Bir takım bireysel söylemler var ama, bütünlüklü bir uygulamayı görmüş değiliz. Bunun hükümet tarafından bir an önce oluşturulup piyasa aktörleri ile bunu paylaşması ve destek bulduğu ölçüde de o yolda ilerlemesi gerekiyor.Çünkü piyasadaki oyuncuların desteği olmadan yapacağınız hiçbir şey yürümeyecektir. Bunun için bir an önce bunun oluşturulup kamuoyunun önüne konulması gerekir diye düşünüyorum.
Soru: Peki hükümetin 2010 doğru giderken nasıl bir bütçe öngörmesi lazım?
Yenal Süreç: Normal olarak genişletici bir bütçe ile 2010’a girmek en doğrusu olacaktır ama var olan kaynak sıkıntısı ile bu biraz zor görünüyor. Şimdi tabii 3-4 yıldır kamu yatırımlarında çeşitli tasarruflara gidilen bütçelerle karşı karşıyaydık. Bu tabii, imkansızlıklardan dolayı, sadece cari bütçeyi finanse eden bir yapıdan dolayıdır. Ama, kamu yatırımı önemli bir alandır. Bunlar, kamu hizmetlerinin üretilmesinde kullanılan bir takım altyapıların yenilenmesine ve geliştirlmesine yönelik yatırımlardır. Bunlar da yol, su, hastane, havaalanı ve okul demektir. Ve biz bu yapıları geliştirip yenilemedikçe oradaki yıpranma bu hizmetlerin kalitesinde düşüş demektir. Bugün devlet hastanelerindeki hizmetlerin daha da kötüleşmesi, oralarda verilen hizmetlerde kullanılan cihazların eskimesi, yenilenmemesi demektir. Trafikte kullandığımız yolların sürekli kan kaybetmesi demektir. Siz bu yatırımları yapmadığınız ölçüde sürekli olarak bu alt yapı yıpranmakta, yetersiz kalmakta aldığınız hizmet kalitesi de düşmektedir. Bu da bizim yaşam kalitemize etki etmektedir. O nedenle kamu yatırımlarının belirli bir program dahilinde gözden geçirilmesi ve kamuda yaratılacak verimlilikle cari giderlerin kısılarak buralara yönlendirilmesi bir sonuç verebilecektir. Ama siz verimlilik üzerinde düzenleme yapmadan insanları, memurları nereden ödeyeceğim endişesiyle bütçe çıkarırsanız, bunun hiç kimseye bir faydası olacağını düşünmüyorum. Seneyi kurtarırız ama üç-beş yıl sonra yine ayni sorunlarla daha büyük olçekte karşılaşmaya devam ederiz.
Soru: Reel sektörün borçların yeniden yapılandırılmasına yönelik istekleri var. Sizce böyle bir adım atılabilecek mi?
Yenal Süreç: Şimdi tabii, kriz nedeniyle sorun yaşayan işletmeler vardır. Bunu da zaman zaman görüyoruz. Son dönemlerde çek yasağına girenlerde bir artış olduğu ortada. Bu konuda belirli bir takım programlar üretilebilir. Gerçekten kriz nedeniyle sıkıntıya giren işletmelerin yüzüdürülebilmesi için bir takım açılımlar getirilebilir. Ama burada geçmişte de yaşanan deneyimleri dikkate almak lazım. Kaynak dağılımını doğru yönde kullanmak önemlidir. Siyasi hesaplarla, sadece yandaşlara kaynak aktarılmamalı. Bu tür uygulamaların siyasetten arındırılmış olarak ve tüm ekonomiye de dönük değil, ekonomi için daha yaşamsal olan, yaşaması gereken yerlere yönelik olarak, bir takım ayıklamaların yapılarak uygulanması gerekir. Genel geçer politikaların uygulanmasının katkısı bazan çok marjinal düzeyde olmaktadır. Ama getirisi çok daha yüksek olacak alanların belirlenip, ona yönelik bir takım kaynak aktarımlarının yapılması bu etkiyi iki üç katına kadar çıkaracak potansiyeller taşımaktadır. O anlamda envanterin gözden geçirilmesi ve kriz nedeniyle gerçekten sıkıntıya giren firmaların iyi belirlenmesi lazım. O anlamda belki bankacılık sekörü ile işbirliği yapılabilir. Şirketlerin yapıları gözden geçirilebilir ve gerçek anlamda desteğe ihtiyaç duyan firmalara, sıkıntıda olup ancak yüzdürülebilecek firmalara yönelik uygulamalar denenbilir.
Soru: Ekonomiye Kıbrıs konusunun etkisini de yorumlar mısınız?
Yenal Süreç: Aslında biz o kadar küçük bir ekonomiyiz ki, dünyada herşey ters giderken küçücük bir etki bizde çok farklı sonuçlar doğurabilir. Örneğin 2003-2004 döneminde bunu gördük. Annan Planı’nın yarattığı pozitif hava bir anda ekonomiyi patlattı. Dolayısıyla görüşmeler şu anda devam ediyor. Yani bir takım karamsar açıklamalar yapılsa bile en azından iki taraf da masadadır ve çözüme yönelik bir takım hamleler yapmaktadırlar. Bunun getirebileceği olası bir çözüm ortamının 2009-2010 da ortaya çıkmasıyla birlikte ekonomide çok pozitif gelişmeler yaratabilecektir diye düşünüyorum. B elki ilk etapta 2003’teki kadar bir hareketlenme olmaz ama çözümle sonlanacak bir süreç gerçekten ekonomide ciddi bir düzelmeyi ve toparlanmayı yaratabilir nitelikte olacaktır. Çözüm umudu dahi ekonomiye bir hareket getirebilirken, olası bir çözüm dinamikleri bizi yerimizden oynatır.
Ekonominin Sesi - Sayı 22
İnşaat sektöründe yaşanan durgunluğun canlanması için çıkış yolları aranıyor. Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği, Rus pazarına açılmak için ilk adım olarak ülkeye Rus gazetecileri getirdi. Birlik Başkanı Soner Yetkili, “Rus...
Read More...Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Soner Yetkili, asgari ücretin sektörel bazda düzenlenerek yeniden belirlenmesinin reel sektör için büyük önem taşıdığını söyledi. Soner Yetkili, bu konuda birlik olarak çalışmalar yaptıklarını,...
Read More...İŞAD Başkanı Metin Yalçın tasarruf tedbirler ile ekonominin düzeltilemeyeceğini söyledi. KAYIT DIŞI EKONOMİ KAYIT ALTINA ALINMALI Sadece tasarruf önlemi yetmez, hükümet kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına almalı, bürokrasiyi azaltmalı, iş...
Read More...Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği, sektörün içinde bulunduğu sıkıntıları aşmak için yeni Pazar arayışlarını sürdürüyor. Birlik bu çerçevede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ağırladığı Rus medyası temsilcileri onuruna...
Read More...Başbakan Derviş Eroğlu, ekonominin düze çıkartılması için tedbirin şart olduğunu yineledi ve her tedbire tepkiyle karşılık verilmesinin yanlış olduğunu söyledi. Başbakan Eroğlu, Soner Yetkili’nin başkanlığındaki İnşaat Müteahhitleri...
Read More...Ekonominin Sesi - Sayı 23
Soner Yetkili: Müteahhitler devlete yaptıkları işlerin karşılıklarını alamıyorlar.. Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Soner Yetkili müteahhitlerin devlete yaptıkları işlerin karşılıklarını hak edişlerin hazırlanması...
Read More...Dr: Süreç: Kaynaklar doğru kullanılmalı, kamuda verimlilik artırılmalı DAÜ Öğretim üyelerinden Ekonomist Dr Yenal Süreç, özellikle inşaat sektöründe yaşanacak canlılığın çok önemli olduğuna işaret ederek, “İnşaat sektörü diğer...
Read More...İşadamı Günay Çerkez: Ekonomik politikaların uygulanamasında zaman çok önemlidir. Hükümet sorunlara parça parça değil, bütünlüklü bir bakış açısı ile yaklaşmalı İşadamı Günay Çerkez hükümetin ekonomik sorunlara bütünlüklü...
Read More...Yetkili: “Rus Gazetecileri davet etmiştik, şimdi bunun sonuçlarını almaya başaladık” Bir süre önce Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri’nin daveti ile KKTC’ye gelen ve burada çeşitli temas ve incelemelerde bulunan Rus gazeteciler, Rusya’da...
Read More...Beklenen yasa tasarılarından biri daha Meclis gündemine geldi. Nedir o yasa tasarısı? “Maaş, Ücret ve Ek Ödeneklerini Düzenleyen (Değişiklik) Yasa Tasarısı”dır. …CTP Hükümeti döneminde üzerinde çok manipülasyon ve saptırma yapılan bir...
Read More...Hava Durumu




